SON DAKİKA
--:--:--

Yılmaz Türkiye’yi Küresel Ekonominin Bağlantı Noktası Olarak Tanımladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonominin geleceği zirvesinde Türkiye’nin dış şoklara dirençli, dinamik bir ‘bağlantı noktası’ olduğunu belirtti.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Yılmaz Türkiye’yi Küresel Ekonominin Bağlantı Noktası Olarak Tanımladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vizyon 100 İstanbul Zirvesi’nde Türkiye ekonomisinin küresel ölçekteki önemini vurguladı. Mandarin Oriental Bosphorus’ta düzenlenen zirvede, Türkiye’nin “dünyanın bağlantı noktası” konumunda güçlü bir ekonomi olduğunu belirtti. Yılmaz, küresel ekonominin üretimden finansa kadar köklü bir değişimden geçtiğini, bu süreçte riskleri doğru değerlendirmenin kritik olduğunu ifade etti.

Yılmaz, normal zamanlarda ekonomi hiyerarşisinin kolay değişmediğini dile getirdi. Zorlu dönemlerde dönüşüme uyum sağlayabilen ülkelerin ve firmaların dünya ekonomik hiyerarşisinde üst sıralara yükselebileceğine inandığını belirtti. Türkiye ekonomisinin şimdiye kadar büyük başarılar elde ettiğini, bölgenin zor şartlarını aşarak daha iyi bir noktaya geleceğini vurguladı.

Küresel ekonominin son on yılların en karmaşık ve kırılgan döneminden geçtiğine işaret eden Yılmaz, sıradan bir dalgalanmanın ötesinde mimarinin yeniden şekillendiğini söyledi. Jeopolitik gerilimlerin derinleşmesi, ticaret düzeninin değişmesi, yapay zekanın dönüştürücü etkisi bu süreçte öne çıkıyor. İklim değişikliğinin ekonomik maliyetleri ve demografik dönüşüm de eş zamanlı baskı oluşturuyor.

Son altı yılda küresel ekonominin ardışık şoklarla karşılaştığını belirten Yılmaz, pandemi sürecinde küresel tedarik zincirlerinde ciddi kırılmalar yaşandığını aktardı. Rusya-Ukrayna Savaşı gibi jeopolitik gerilimler enerji ve gıda güvenliğini ön plana çıkardı. Küresel enflasyon dalgası para politikalarını sıkılaştırmaya zorlayarak enflasyon ve büyüme arasında hassas bir denge yarattı.

Yılmaz, küresel büyümenin bu gelişmelere rağmen dayanıklılık gösterdiğini kaydetti. Son üç yılda ortalama yüzde 3 civarında büyüme görülürken, 2000-2019 dönemindeki yüzde 3,7’lik ortalamanın altında kaldı. Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı da 2000-2019 dönemindeki yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3’lere geriledi.

Bölgede yaşanan gerilimlerin bu kırılgan yapıya yeni riskler eklediğini bildiren Yılmaz, Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatlarından finansal piyasalara kadar geniş bir alanda etkisini hissettirdiğini söyledi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltti. Artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırdı.

Türkiye’nin bu süreçten etkilendiğini dile getiren Yılmaz, özellikle yükselen fiyatların enerji ithalatçısı olan ülkeyi etkilediğini belirtti. Ancak Türkiye’nin arz problemi yaşamadığının altını çizdi. Son 23 yılda yapılan projelerle tedarik sisteminin çeşitlendiğini, depolama kapasitesinin arttığını ve yerli üretimin geliştiğini ifade etti.

Jeopolitik risk algısındaki artışın risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükselttiğini anlatan Yılmaz, finansal koşulların sıkılaştığını kaydetti. IMF’nin güncel tahminlerine göre, 2026 yılı küresel büyüme beklentisi yüzde 3,1, enflasyon beklentisi ise yüzde 4,4 civarında. En olumsuz senaryoda ise büyümenin yüzde 2’ye gerilemesi, küresel enflasyonun yüzde 5,8’e yükselmesi öngörülüyor.

Küresel Dönüşüm Alanları ve Türkiye’nin Ekonomik Dayanıklılığı

Yılmaz, tüm bu zorlu küresel konjonktürle birlikte üç temel dönüşüm sürecinin ön plana çıktığını aktardı. Birincisi, dijitalleşme ve yapay zeka odaklı teknolojik dönüşüm. Yapay zekanın tüm alanları etkileyen yatay bir teknoloji olduğunu, üretim faktörleri arasındaki ilişkileri yeniden tanımladığını belirtti.

İkinci dönüşüm alanı, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm olarak öne çıkıyor. Düzenleyici çerçeveler ve sürdürülebilirlik standartları, üretim süreçlerini ve küresel ticaretin kurallarını yeniden şekillendiriyor. Üçüncü olarak, çok taraflı ticaret sisteminin zayıflamasıyla jeopolitik bloklaşma ve stratejik sektörlerde artan korumacılık eğilimleri küresel ticaretin yapısını parçalı hale getirdi.

Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı küresel ortamda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık sergiledi. Uygulanan ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlendi. Ekonominin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde arttı; pandemi ve bölgesel çatışmalarda bu dayanıklılık test edildi.

Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin ise yüzde 35 büyüme gerçekleştirdiğini belirtti. 2025 yılında milli gelirin 1,6 trilyon dolara, kişi başı gelirin ise 18 bin doları aşacağını kaydetti. Dünya Bankası sınıflandırmasına göre Türkiye, bu sene orta gelirli ülkeler liginden yüksek gelirli ülkeler ligine adım atıyor.

Yatırım Ortamı ve Üretim Üssü Hedefleri

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, güçlü makro zeminin üzerine kararlılıkla inşa edilen alanlardan birinin yatırım ortamı olduğunu söyledi. Türkiye’nin çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile bölgesinde bir “istikrar adası” ve “güvenli liman” konumunda olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında yer alan, dinamik ve hızla büyüyen bir ekonomi olduğunu vurgulayan Yılmaz, ülkenin “dünyanın bağlantı noktası” vasfını taşıdığını belirtti. Bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye’nin caydırıcı gücünü artırarak diplomasiyi ön planda tuttuğunu ve ülkeyi istikrarlı şekilde geliştirmek için çaba sarf ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın TBMM’ye sunulduğunu dile getiren Yılmaz, bu programın Kurban Bayramı öncesinde Meclis’ten geçmesini beklediklerini söyledi. Program ile üretim ve ihracat odaklı firmalar için rekabetçi bir vergi yapısı oluşturulacak.

Yılmaz, ihracat yapan imalatçı firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Transit ticaret ve nitelikli hizmet ihracatı alanında da yeni avantajlar sunuluyor. Nitelikli insan kaynağını ülkeye çekmeye yönelik teşviklerle Türkiye, yatırımcılar için üretim ve değer oluşturma açısından daha güçlü bir merkez konumuna taşınacak.

İstanbul Finans Merkezi’ni küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda, finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını ve uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini sözlerine ekledi.

Yorum Yap

Benzer Haberler
Yılmaz Türkiye’yi Küresel Ekonominin Bağlantı Noktası Olarak Tanımladı
Yılmaz Türkiye’yi Küresel Ekonominin Bağlantı Noktası Olarak Tanımladı
Orta Doğu Gerilimi Küresel Enflasyonda Petrol Baskısını Artırıyor
Orta Doğu Gerilimi Küresel Enflasyonda Petrol Baskısını Artırıyor
e-Apostil Sisteminde 70 Bini Aşan Belge İşlemi Gerçekleşti
e-Apostil Sisteminde 70 Bini Aşan Belge İşlemi Gerçekleşti
NDK’den Nükleer Tesislere Siber Güvenlik Zorunluluğu Getirildi
NDK’den Nükleer Tesislere Siber Güvenlik Zorunluluğu Getirildi
Merkez Bankası Başkanı Karahan Savaşın Dezenflasyon Sürecine Etkisini Değerlendirdi
Merkez Bankası Başkanı Karahan Savaşın Dezenflasyon Sürecine Etkisini Değerlendirdi
Cevdet Yılmaz Dezenflasyon Sürecini Kararlılıkla Sürdürüyoruz Dedi
Cevdet Yılmaz Dezenflasyon Sürecini Kararlılıkla Sürdürüyoruz Dedi
Haberin Doğru Adresi

Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.

2025 Seobaz Haber Teması © Tüm hakları saklıdır. Seobaz Haber Teması